İçeriğe geç

Kötülüğe kalben buğz etmek ne demek ?

Kötülüğe Kalben Buğz Etmek Ne Demek?

Kötülüğe kalben buğz etmek, çoğumuzun kulağında tanıdık bir deyim olabilir. Peki, gerçekten ne anlama gelir ve modern dünyada bu deyimi nasıl anlamalıyız? Kimileri bunu yüksek ahlaki değerlerin bir göstergesi olarak kabul ederken, kimileri ise bir çeşit “moral üstünlük” kılıfına sokulmuş duygusal bir tepki olarak görür. İzmir’in sokaklarında, sosyal medyada gördüğüm kadarıyla bu kavram bir hayli popüler ama işin iç yüzüne baktığınızda, pek de tek anlamlı olmadığı aşikar. Gelin, birlikte bu deyimi cesurca ve eleştirel bir bakış açısıyla irdeleyelim.

Kötülüğe Kalben Buğz Etmek: Hangi İyiliği Amaçlıyoruz?

Öncelikle, bu deyimi alıp bir kenara koyduğumuzda, yüzeyde kalben buğz etmek (yani bir şeyi sevmediğini içsel olarak hissetmek ve bu olumsuz duyguyu benimsemek) oldukça masum ve hatta erdemli bir şey gibi görünüyor. Sonuçta, kötülüğü sevmenin, ona yaklaşmanın, hatta ona ilgi duymanın ne kadar sağlıklı olacağı şüpheli, değil mi? Ancak işin içine bakıldığında, “kötülüğe buğz etmek” sadece bir hissiyat mı, yoksa bu hisse dayalı eylemler yapmaya başlamanın adı mı? İşte asıl soru burada.

İçimdeki sosyal medya kullanıcısı olarak söyleyeyim, her gün “kötü” dediğimiz binlerce şeyle karşılaşıyoruz. Hırsızlık, yalan, nefret söylemleri… Bu tür kötülükleri gördüğümüzde “kalben buğz etme” duygusu, belki de içimizde o kötülüğü dışlamak, ondan uzak durmak için gelişen bir refleks olabilir. Ancak bu sadece duygusal bir tepki mi, yoksa daha fazlası mı? Eğer sadece içsel olarak kötüye buğz ediyorsak, bu ne kadar etkili olur? Göstermediğimiz bir tepki, çevremizdeki dünyayı nasıl değiştirebilir?

Ya şöyle olursa? Ya bu “kalben buğz etmek” aslında bir çeşit “hayalî ahlaki üstünlük” hissi yaratıyorsa? Yani insanlar kötülüğü içsel olarak kınarken, dışarıda kötülüğün ortasında durmaya devam ediyorlarsa? Kötülüğe buğz etme, aslında bir yerde ahlaki bir rahatlama sağlıyor olabilir, ama bu bir tür vicdan yorgunluğu yaratmak dışında ne işe yarar?

Kötülüğe Kalben Buğz Etmenin Güçlü Yanları

Bana kalırsa, “kötülüğe kalben buğz etmek” deyiminin güçlü yönü, kişinin kendi içindeki ahlaki pusulayı kullanmasıdır. Toplumda herkesin kötüye, yanlış olana, hatta adaletsizliğe karşı duyarsızlaştığı bir dönemde, kalben buğz etmek, bir nevi insanın kendi değerlerine sadık kalmasını simgeliyor. Bu duygu, vicdanın çalıştığı ve insanın kendi sınırlarını çizdiği bir tepkidir. Belki de herkesin her şeyle uyum içinde olduğu bir dünyada, bu içsel karşı duruş, bireyin moral değerlerini korumasına yardımcı olur.

Daha da ileri gidelim: Kötülüğü içsel olarak reddetmek, bir insanın toplumsal sorumluluğuna duyduğu saygıyı da işaret eder. Yaşam alanımızda, daha adil, daha vicdanlı bir toplum kurma arzusunun göstergesidir. Çünkü eğer biz, kötüye kalben buğz ediyorsak, demek ki o kötülükle doğrudan mücadele etmeye, onu ortadan kaldırmaya eğilimliyiz.

Kötülüğe Kalben Buğz Etmenin Zayıf Yanları

Ancak bu kavramı tek bir açıdan değerlendirmek de pek doğru değil. “Kötülüğe kalben buğz etmek” yalnızca duygusal bir tepki olarak kalıyor ve bazen insanların fiili olarak kötüye karşı adım atmalarını engelliyor olabilir. Bu durumda, aslında sadece duygusal olarak kötüye karşı bir tepki koymak, bir yere kadar anlamlıdır; ama ne kadar gerçekçi? İşe yaramaz mı? “Ya şöyle olursa?” diyelim, kalben buğz ettiğimiz her şey karşısında eyleme geçmeyip sadece duygusal olarak geri çekilmek, buğz ettiğimiz kötülüğü pekiştirmekten başka ne sağlar?

İzmir’deki sokaklarda sıkça karşılaştığım bir manzara, bu zayıf yanları gözler önüne seriyor. Birçok insan kötüye, haksızlığa, adaletsizliğe kalben buğz ederken, gerçek anlamda bu kötülüğü engellemek için herhangi bir aksiyon almıyor. Mesela, sosyal medyada “bu konuya hayır” diyen birinin, aynı konuyu gündelik hayatında göz ardı etmesi… Ya da herkesin “doğayı koruyalım” dediği bir ortamda, plastik poşetlere hala hürmet gösterilmesi… Hangi değerlerin arkasındayız ve bunları ne kadar benimsiyoruz? Ya da bazen gerçekten “kalben buğz etmek” bile tepkisizlik haline gelmiş olabilir.

Sonuç: Kötülüğe Kalben Buğz Etmek Hangi Değeri Taşıyor?

Sonuçta, “kötülüğe kalben buğz etmek” kavramı, gerçekten de çok katmanlı bir anlam taşıyor. İçsel olarak kötüye karşı duyduğumuz bu tepkiler, vicdanımızın sesidir ve bu sayede toplumsal değerlerimizi korumaya çalışırız. Ancak, sadece kalben buğz etmekle yetinmek, durumu değiştirme noktasında ne kadar etkili olabilir? Günümüzde kötülüğe karşı buğz etmek, eyleme geçmek için bir adım atmaya dönüştüğü sürece anlamlıdır. Yoksa sadece ruhsal bir tatmin sağlar ve ne yazık ki “çıkmaz bir sokağa” dönüşebilir.

Kötülükle mücadele, yalnızca hissiyatlarımızla sınırlı kalmamalı. Eyleme geçmeli, yapacak bir şeyler bulmalı ve gerçek anlamda bu kötülüğü yaşamlarımızdan, ilişkilerimizden, iş dünyamızdan, sosyal medya dünyamızdan çıkarabilmeliyiz. Bunu başarmak için ise, sadece “kalben buğz etmek” yetmez.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort bonus veren siteler
Sitemap
vdcasino